Sözlü sözleşme geçerli mi?
Kanunun şekil şartı aramadığı sözleşmeler sözlü de geçerlidir (TBK m. 12). Ancak kanunda belirlenen tutarı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı gerektiğinden yazılı sözleşme yapılması önerilir (HMK m. 200).
Bu sayfa sözleşmelerin kurulması, şekli, ifası, sona ermesi ve alacakların tahsili hakkında en sık sorulan soruları Türk Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na dayanarak cevaplar.
Kanunun şekil şartı aramadığı sözleşmeler sözlü de geçerlidir (TBK m. 12). Ancak kanunda belirlenen tutarı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı gerektiğinden yazılı sözleşme yapılması önerilir (HMK m. 200).
Hayır. Taşınmaz mülkiyetinin devri tapu müdürlüğünde resmî şekilde yapılır. Noterde yapılan düzenleme şeklindeki sözleşme ise satış vaadi niteliğindedir ve tapu iptali ve tescil davasına dayanak olabilir.
Güvenli elektronik imza el yazısıyla atılan imzayla aynı hukuki sonucu doğurur; resmî şekle tabi işlemler hariçtir (5070 sayılı Kanun m. 5).
Kural olarak evet. Ancak müzakere edilmeden konulan ve aleyhinize olan genel işlem koşulları, önceden bilginize sunulmamışsa yazılmamış sayılır (TBK m. 21).
İhtarname göndererek borçluyu temerrüde düşürebilir, ardından icra takibi başlatabilir veya alacak davası açabilirsiniz.
Hâkim aşırı cezai şartı kendiliğinden indirir (TBK m. 182); ancak tacir sıfatını taşıyan borçlu indirim isteyemez (TTK m. 22).
Kanunda veya sözleşmede öngörülen bir fesih sebebi ya da haklı sebep varsa feshedebilirsiniz; aksi halde karşı tarafın zararını tazmin etmeniz gerekebilir.
Öngörülemeyen olağanüstü bir durum ifayı aşırı derecede güçleştirmişse hâkimden sözleşmenin uyarlanması istenebilir (TBK m. 138).
Kural olarak on yıl; kira, faiz, ücret gibi dönemsel edimlerle vekalet ve eser sözleşmelerinden doğan alacaklarda beş yıldır (TBK m. 146, 147).
Borçlunun borcu ikrar etmesi, dava açılması veya icra takibi başlatılmasıyla zamanaşımı kesilir ve yeniden işlemeye başlar (TBK m. 154, 156).
Ticari, tüketici, iş ve kira alacaklarında zorunludur; tacir olmayan kişiler arasındaki genel alacak davalarında kural olarak zorunlu değildir.
Yetki sözleşmesi yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında geçerlidir (HMK m. 17).
Alıcı, malı teslim aldıktan sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirmeli ve ayıbı uygun süre içinde satıcıya bildirmelidir; gizli ayıplar ortaya çıktığında derhal bildirilir (TBK m. 223). Tüketici işlemlerinde ise ayıplı maldan doğan sorumluluk teslimden itibaren iki yıllık süreye tabidir.
Eser sözleşmesinde iş sahibi; işi reddedebilir, bedelden indirim isteyebilir veya ücretsiz onarım talep edebilir (TBK m. 475). Ayıbın işin tesliminden sonra uygun sürede bildirilmesi gerekir.
Geri ödeme zamanı belirlenmemişse borçluya altı haftalık süre verilerek ihtarda bulunulur (TBK m. 392). Sürenin sonunda ödeme yapılmazsa icra takibi veya alacak davası yoluna gidilebilir. Ödünç verildiğini gösteren dekont veya yazılı belge ispat için önemlidir.
Adi kefalette alacaklı önce asıl borçluya başvurmalıdır; müteselsil kefalette ise doğrudan kefile başvurabilir. Kefilin sorumluluğu, kefalet sözleşmesinde el yazısıyla belirtilen azami tutarla sınırlıdır (TBK m. 583, 585, 586).
Evet. Taraflar ikale sözleşmesiyle sözleşmeyi her zaman sona erdirebilir. Ödemelerin, iadelerin ve tarafların birbirini ibra edip etmediğinin yazılı olarak düzenlenmesi önerilir.
Kanun veya sözleşme yazılı şekil arıyorsa e-posta tek başına yeterli olmayabilir. İspat bakımından noter ihtarnamesi veya kayıtlı elektronik posta daha güvenlidir.
Karşılıklı sözleşmelerde, kendi borcunu ifa etmeyen veya ifayı önermeyen taraf, karşı taraftan ifa isteyemez (TBK m. 97). Ancak önce ifa yükümlülüğü sizdeyse bu savunmayı kullanamazsınız.
Schema: FAQPage.
Alacak belgelere dayanıyorsa ilamsız icra takibi hızlı bir yoldur; borçlu itiraz ederse itirazın iptali davası açılır. Alacak tartışmalıysa doğrudan dava açmak zaman kazandırabilir.
Delil durumuna, bilirkişi incelemesine ve kanun yollarına göre değişir; ilk derece yargılaması çoğunlukla bir yılı aşabilir; istinaf ve temyiz aşamaları süreyi uzatır.
Evet. Alacağın devri (temlik) yazılı şekilde yapılmalıdır; kanun, sözleşme veya işin niteliği devre engel değilse borçlunun rızası aranmaz (TBK m. 183, 184). Borçluya devrin bildirilmesi, eski alacaklıya yapılacak ödemelerin önüne geçer.
Adi işlerde yasal faiz, ticari işlerde avans faizi oranında ticari temerrüt faizi istenebilir (3095 sayılı Kanun m. 1, 2). Faiz, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten itibaren işler.
Bono veya çek gibi kambiyo senetlerine dayanan alacaklar için kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapılabilir; bu yol borçluya itiraz için daha kısa süre tanır ve tahsili hızlandırır.
Kural olarak hayır. Sözleşmenin yalnızca bazı hükümleri geçersizse, bu hükümler olmadan sözleşmenin kurulmayacağı açıkça anlaşılmadıkça diğer hükümler geçerliliğini korur (TBK m. 27/2).
Tacir olmayan bir kişi veya tüketici iseniz bu yetki şartı geçersizdir; kanundaki genel yetki kurallarına göre kendi yerleşim yerinizdeki mahkemede dava açabilirsiniz.
İflas eden tarafa karşı ayrı takip yapılamaz; alacağın, iflas masasına süresi içinde kaydettirilmesi gerekir. Teminatlı alacaklar rehinli mallardan öncelikle karşılanır.
Evet. Temerrüt faizini aşan bir zarara uğradıysanız, borçlunun kusursuz olduğunu ispatlayamaması halinde bu zararın da tazminini isteyebilirsiniz (TBK m. 122).
Karşı taraftan yazılı olarak örnek istenebilir. Dava sırasında belgenin karşı tarafta olduğu ileri sürülürse mahkeme, belgenin ibrazını isteyebilir; ibraz edilmezse belgenin içeriği hakkındaki iddia ispatlanmış sayılabilir (HMK m. 220).
Temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı sözleşme, temsil edilen tarafından onaylanmadıkça onu bağlamaz (TBK m. 46). Bu nedenle şirketlerle yapılan sözleşmelerde imza sirküleri ve imzalayanın temsil yetkisinin kapsamı, imzadan önce mutlaka kontrol edilmelidir.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz.